Çarşamba, Nisan 18, 2007

You Tube'dan sonra sıra Ekşisözlük'te

Dünya'da You Tube'u kapatarak sükse yapan hukuk sistemimiz, bir başka başarının peşinde.
RTÜK formatında internet içeriğine müdahaleler, Web 2.0'ı konuştuğumuz günlerde bizi Web -1.0'a götürdüğü kesin.

Ekşisözlüğü, ismi lazım olmayan biri hakkında yazılan yazılar için Eyüp 3. Asliye Mahkemesi tarafından kapatma/erişim yasağı kararı çıktı. Süper gerçekten...

Bizim mahkemelerimiz, Türkiye'nin en okumuş adamlarının bile hala tam kavrayamadığı, internet üzerinde çalışan platformlar ile ilgili bu kararları neye dayanarak aldıklarını merak ediyorum.

Yani bilirkişilere soruluyor mu? Soruluyorsa bu kişiler neyi biliyor, neyi bilmiyor? You Tube'da olduğu gibi Ekşisözlük'te de yazılan yazılardan bu platformları sorumlu tutarak, buralara erişim yasağı getiriyor olmaları, hiçkimseye sormadıklarını, yada sordukları kişilerin pek birşey bilmediğini gösteriyor bana. Yani bu mecraları alışık olduğumuz gazeteler, televizyonlar veya dergiler gibi yayıncı kuruluş olarak değerlendiriyorlar.

Aynı mantıkla yola çıktığımızda, Türk pasaportu taşıyan biri Almanya'da bir suç işleyince, Almanya'nın tüm Türk'lere giriş yasağı(erişim yasağı) getirmesi söz konusu olursa şaşırmamamız lazım. Veya Türkiye'de Amerika ile ilgili çirkin site sayısı artınca, Amerika'nın tüm Türkiye'deki internet sitelerinin hepsine erişim yasağı getirmesi de çok doğal olur mesela.

Pazar, Ocak 28, 2007

Yorum Sizden !

Geçtiğimiz hafta 25 Ocak akşamı Altın Örümcek ödül gecesindeydim. Yoğun jüri değerlendirmesini, ve geçen haftanın yorgunluğunu, İTÜ Süleyman Demirel Kültür merkezinde verilen kokteylde sektör dedikoduları eşliğinde atmaya çalışıyorduk. Sohbet devam ederken kalabalık arasında 2 tane afacanın ellerinde meyve suları yanımızdan geçtiğini gördüm. Herhalde bazı davetliler çocuklarını getirdi diye düşünürken, kendi başlarına emin bir ifadeyle dolaştıkları ve üzerlerinde hepimizde olan yaka kartlarının olduğu dikkatimi çekti. Çocukları durdurdum ve "siz kimsiniz bakalım?" diye sordum. O sırada yaka kartlarında "Yorum Sizden" yazdığını fark ettim. Evet işte bizim jüri olarak Altın Örümcek'te Okul/Öğrenci kategorisinde teşvik ödülü verdiğimiz Yorum Sizden ekibi karşımdaydı. O gece tanışacağım en kayda değer genç insanlar olacaklarını tahmin etmeliydim.

Yakaladığım 2 afacanın yanına bir üçüncüsü geldi hemen. Yorum Sizden'i birde sizden duyalım derken 2 arkadaşımız daha burada dediler ve biraz sonra onlarda bize katılmıştı. Yaşları 11 ile 13 arasında değişen 5 genç site yapımcısı karşımızda duruyorlardı. Sitenin kurucularından biri olan 6.sınıf öğrencisi Yasemin sakin bir şekilde, Bursa'nın İnegöl ilçesinde çevre sorunları ve çarpık kentleşme ile ilgili bir siteyi oluşturduklarını ve yönettiklerini açıkladı bana. Sonra sağ tarafımda duran ve bana kocaman mavi gözleri ile cin gibi bakan arkadaşını göstererek, "Serdar'da sitenin teknik altyapısından sorumlu..." diye açıkladı. Temmuz 2005 yılında Yasemin ve Serdar böyle bir site oluşturmak için kolları sıvayıp yola çıkmışlar. Şu anda 7 arkadaş olarak siteyi yönetiyorlar ve İnegöl'ün çevre sorunları ile ilgili dikkat çekmek istedikleri tüm konuları kendi yorumları ile aktarıyorlar. Çektikleri resimler ile yakaladıklarının yorumunu ise size bırakıyorlar. Planlarda olmayan ama imtiyazlı kişiler için yapılan doğalgaz uzatma inşaatlarından, kaldırımlara yanlış park ederek yayaların hayatını zorlaştıran araçlara kadar birçok farklı konuyu ele alıyorlar sitelerinde.

Bu genç yaşlarında sorunlara duyarlılıklarına mı, bunları anlatış şekillerine mi, teknolojiyi kullanarak bu konuları duyurma heyecanlarına mı şaşırayım diye düşünürken aralarından Sözen "Siz hangi Web Sitesindensiniz?" diye sordu.
Ben kendimi toparlayıp "Ben bir site adına burada değilim, biz müşterilerimiz için web projeleri üreten bir interaktif ajansız" dedim. Bana bakan fıldır fıldır 5 çift göze bu söylediklerimin ne ifade ettiğini düşünürken, aklımdan "yani sizin yaptıklarınızı yapmak için kazık kadar adamlar çalıştıran bir şirketiz" demek isteği geçiyordu. Ödül töreni için salona geçerken sektörün en genç temsilcilerine kartımı vermek istedim. Bir an kendimi eski Türk filmlerinde karanlıklardan çıkarak gördüğü genç yeteneklere kartını dağıtan Gazinocular Kralı gibi hissettim; ama bu tamamen masum bir takdir ifadesiydi benim tarafımda.
Sitelerinde, İnegöl ilçesinde yapılan kültür parkının isminin değiştirilmesi ile ilgili "Futbolcu olma!... sanatcı olma!... iş adamı, yazar da olma!... Adının tabelalarda yer almasını istiyorsan İnegöl'de siyasetci ol! İnegöl halkının yani bizim ödediğimiz vergilerle yapılan İnegöl kültürparkı, aktif siyasetin içinde olan birinin ismi verilerek İnegöl Hikmet Şahin Kültürparkı şeklinde değiştirilmesi sizce doğru mu?. " diye yazan bu gençler salona doğru yürüken, içimde geleceğe yönelik umut, yüzümde de kocaman bir gülümseme vardı...

Çarşamba, Ocak 17, 2007

TT özelleşti, hizmeti baki kaldı...

Turk Telekom sağolsun, dial-up günlerimize geri döndük. ADSL faturalarımız kurulum sırasında yalan yanlış alınmış başka bir adreslerde son buluyormuş meğerse. Sonunda faturalarımızın akibetini öğrenmeye çalışırken, hesabımız kapatılmış.
Borcumuzu öğrenmek istediğimizde çağrı merkezindeki arkadaş borç sorgulama servisine aktardı. ADSL servis numaramı soran mekanik sesin arkasından, 10 haneli abone numarasını tuşladığımızda ise bana bilgiyi aktaracak sesli yanıt servisi yerine, "tüm kanallarımız doludur, sonra arayın" diyerek borcunu ödemek isteyen bir abonenin yüzüne telefon kapandı. 3-4 deneme sonunda borç bilgisine ulaştık. Ödemeyi anında yapmak istediğimizde, "para mevzuları bizim için hassas konular, telefonda falan olmaz illa işinizi gücünüzü bırakıp, gişerlerimize gelmeniz lazım dediler.
Sonra bir daha arayıp bari adresimizi değiştirelim, bundan sonra faturalar doğru adrese gelsin dedik. Çağrı merkezinde bana hiçbir faydası dokunmayan operatör bana gayet sakin bilgi çağında yaşadığımız bu günlerde adresimi değiştirebilmem için bağlı olduğum Telekom Müdürlüğüne giderek dilekçe vermem gerektiğini söyledi. Türkiye'yi internete bağlıyorsunuz ama benim fatura adresimi değiştiremiyorsunuz... Şaka gibi...
Eski Türk Telekom Genel Müdürü Mehmet Ekinalan katıldığım bir toplantıda özelleştirme arifesinde aynen şöyle demişti "üzülerek söylüyorum ama biz Türk Telekom'da müşteri kazanmaya çalışmıyoruz; bizim bütün eziyetlerimize katlanıp, tüm sınavlarımızı geçenler müşterimiz olabiliyorlar". Haklıydı...
Bakalım TT'nin hizmet anlayışı da ne zaman özelleşecek?

Cumartesi, Ocak 13, 2007

Hayal etmek yetmiyor!

Hayata da geçirmek lazım. Geçtiğimiz hafta Steve Jobs’ın Mac World’de yaptığı konuşmayı ve arkasından iPhone lansmanını izledim. Çoğunuz eminim iPhone hakkında birçok şey duydunuz.


Duymadınız ise emin olun bundan sonrasında duyacaksınız. Evet, devrim yaratabilecek bir ürün. Kullanıcı arayüzü bir ilk, sensor kullanımları ile daha akıllı hale gelmesi harika, telefonunuzun içinde geniş ekran bir iPod olması müthiş. Hele hele, işletim sistemi olarak OS X’i kullanması ve full internet deneyimini yaşatması ise herkesin mobil’den internet erişimine bakışını değiştirecek şekilde.


Ama ben bugün dikkati başka bir yere çekmek istiyorum. Steve Jobs ve ekibi bir hayal kurmuş. Bunu yıllar önce yapmışlar. Hayal etmek en önemli başlangıç ama çok daha fazlasını yapmışlar. Bu hayallerine inanmışlar ve zorlukları aşmışlar. Jobs’ın ifadesine göre “mouse” ve iPod’un “click wheel”’inden sonra en büyük arayüz devrimi olan Multi-touch (telefon ekranı yönetirken tuş takımı veya stylus yerine parmaklarınızı kullanmanızı sağlayan teknoloji) içindeki yeniliklerden sadece biri. Kullanıcıların ihtiyaçlarından ortaya çıkan bu yeniliklerin hayata geçmesi için donanım, yazılım, Ar-Ge, Arayüz mühendisleri ve Jobs gibi vizyonerlerin beraber çalışması gerekiyor. Ben projenin üretim aşamasında geçen konuşmaları, tartışmaları, çıkmazları çok merak ediyorum.

Parmağımızın hızına göre ekranda hareket eden bir navigasyon olmasını istiyorum, telefonu yana çevirdiğimde bunu algılayarak görüntünün otomatik olarak format değiştirmesini istiyorum, mobil cihazlarda varolan alternatiflerine göre çok üstün bir grafik navigasyon istiyorum, içerisindeki işletim gücünün gelişmiş bir işletim sistemini kaldırabilmesini istiyorum gibi istekler karşısında yukarıda saydığım takımlar tarafından kimbilir ne cevaplar geldi. “Bu delilik” diyenler, “Bunu yapmamız mümkün değil” diyenler, “Bunlara ihtiyacımız olmadan da çok iyi bir ürün yapabiliriz” diyenler. Özellikle daha önce gidilmeyen bir yere gidiyorsanız, direnen çok olur. Çünkü o yolun sonunda sen olduğuna herkesin inanması zordur. Sonunda bir multi-touch bulunamayabilir, iPhone çıkmayabilir. İşte Jobs ve kurmayları bu engellere ve sıkıntılara boyun eğmiş olsalardı şu anda iPhone’u konuşmuyor olurduk. İşte bu yüzden Jobs bir vizyoner, Mac dünyanın en yenilikçi markalarından biri. İşte bu yüzden diyorum ki hayallerin, gerçek olabilmesi için sadece hayal etmek yetmez. Sanırım günlük iş hayatlarımızda bunun örneklerini sürekli yaşıyoruz, değil mi?

Not: iPhone'un ürün olarak gelecekte cihazların hayatlarımıza getireceklerine örneklemeleri ve pazarlamacıların dikkatle izlemeleri gerekenlere sonraki yazılarımda değineceğim...

Cumartesi, Ocak 06, 2007

Yeni yıl, yeni enerji

Yeni yıl'da kendim ile ilgili yapmak istediklerim arasında birinci sıraya uzun zaman önce açtığım ama zaman sıkışıklıkları ile yazamadığım Pazarlama 2.0 üzerinde daha fazla çalışmak oturdu. Geçen bu sürede, "bunu blog'a mutlaka yazmalıyım", "şunu mutlaka paylaşmalıyım" dediğim yüzlerce konu olmasına rağmen yazı haline dökmek için gerekli iç disiplini bulamadım. Bu disiplini bulan ve yazılarını uzun süredir düzenli bir şekilde sürdüren tüm blogger'lara olan saygımda bu dönemde bir kat daha arttı. Şimdi bende bulmaya karar verdim :)

Biliyorum blogosphere'de yazmaya başlayıp böyle ara verenlere çok iyi gözle bakılmıyor ;) ama bu algıyı değiştirmek için bundan sonra daha dikkatli olacağım.

2007'nin interaktif pazarlama dünyası içinde başarılı ve bereketli geçmesini diliyorum. Reklam veren kanadının bizim alanlarımızda artan bir şekilde aktif olduğunu görmeye başladığımız 2006'dan sonra 2007 yılında bu trend'in artarak devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Ülkemiz beklenmedik/beklendik, politik ve finansal çalkalanmalar yaşamadığı sürece tabii.
İyi Seneler...